Tag Archives: önyargı

HER ALGI GERÇEK DEĞİLDİR

Bu ayki yazımda çok başka bir konu hakkında yazmayı planlamıştım ki, birden bire asıl yazmak istediğimin başka bir şey olduğunu fark ettim. Bir konuşma yapıyorum, bir satır yorum yazıyorum, elektronik mesaj atıyorum. Hemen arkasından kendime soruyorum; ‘acaba tam olarak ne kadar anlaşılabildim?’ Söylemek istediğimi, anlattığım konuyu doğru düzgün ifade edebildim mi? Bu endişelerimin yersiz olmadığını yazının devamını okuduktan sonra anlayacaksınız.

algıBildiğiniz gibi karşılıklı konuşmalarda Sylviane Herpin’in belirlediği tam dokuz aşama var, bunlar;

Düşündüğün,
Söylemek istediğin,
Söylediğini sandığın,
Söylediğin,
Karşınızdakinin duymak istediği,
Duyduğu,
Anlamak istediği,
Anladığını sandığı,
Anladığı. Continue reading

3 Comments

Filed under AZICIK ELESTIRI, MAKALE, SİGORTALOJİ, YAZILARIM

Bu Aralar Tüm Masallar Doludizgin ve Kusurlu….

Saçını taramak zordur mesela,
Zordur kimi zaman “günaydın” demek..
Bir “merhaba”nın bile kabul edilmediği anlarda gülümsemek..
Suçunun ne olduğunu bilememek…
Yıkılmak ertesinde, tüm olup bitenlerin ardından gelen cevapsız aramalara,
Sebepsiz ağız bükmelere?

Yapmam gereken “yeter artık” demekti..
Sandım ki dünyanın sonu gelecek ve ben altında ezileceğim,
Beni oradan buradan arayan numaralara “yeter artık” derken saat başı..
Sana ” bunu yapamadım” …..
Bir o kadar da; “ne için yeter, neyin yeteri” bunun cevabını kendime bile veremezken…

Zordu her şey çok zordu,
Ceketimin düğmesini iliklemek zordu..
Hayır çoraplarımı giymek daha zordu….

İlknur Kırbaş,
29.06.2012; 10:39

Leave a comment

Filed under SIIRIMTRAK, YAZILARIM, YOKLUGA

Saman Destekli Köksüz Ağaçlar

Değiliz aslında ne kendimiz, ne dediğimiz;
Karşı tarafın kör gözüne köre kör,
Anlayabildiği, bilmek istediği kadar birer “KİM”iz biz…..

Doğru sandığımız ayakta durabildiğimiz,
Yanlış olan ise durmadığımız,
Durmayı belki de hiç beceremediğimiz?
Denemediğimiz?
Gözlerimizi yumduğumuz?
Kulaklarımızı tıkadığımız?
Elimizi uzatmadığımız…?
Paşaların başı egolarımızın istemediği, tercih etmediği…

Bir tek kendi tarafımızdan bakarak “iyi”, (kime neye göre iyiyse) vasıfları olan bir kişilik olamıyoruz..

Olmamız da pek mümkün değil.. Kimse bizi bir diğerine örnek gösterecek kadar da iyi bulmuyor belki..?

İyi bulmayanın da “iyi” bulma kapasitesinin olup olmadığı ne malum.. ?

Ben bıktım, ahlaklı olmam gerektiğini duymaktan ve görmekten..
Ve bana hiç ama hiç hitap etmeyen tüm etiksel niteliklerden… !!!

Kaldı ki, aklını yiyip içtiklerim bilmezler mi ki, yahu bu mumlar da sönecek,

dikili bir ağaç olmadan altlarındaki sapla saman kaygan zeminli bir ateşe kalmış.. !!!!!

Görünürde küçük olsalar dahi bazı organların bir hayli büyük olduklarını

farketmekteyim size bir operasyon yapayım ufaltayım en az 4 beden. !!!!

Kaf dağları şaşırsın, eteklerine karlar yağsın, dolu dolu ne varsa dökülüp saçılsın..?

İlknur Kırbaş,
04.01.2012

Leave a comment

Filed under AZICIK ELESTIRI, YAZILARIM

Heidi Klum’a heran bir şey olabilir.:)

Heidi Klum’a heran bir şey olabilir.:).

Leave a comment

Filed under ENERJI, YAZILARIM

Maskeli Balo

“Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir önemsediğin bir bedel ödersin. “(Tolstoy)

Kalkan, kalkan zavallılığın kalkanı, yapamadıklarının, olamadıklarının kalkanı, küçümserler, çünkü ONLARIN kimseye yakın olmaması ŞARTTIR, uzak durmaları gerekir, yanlarına yaklaştırırlarsa birileri zayıflıklarını ortaya çıkaraBİLİR, bir de işin içinde “PARA” vardır. Konuşabileceği tek konu “ODUR” ve yegane amaç da “O”! Taptığı, bildiği, görebildiği, bir ağaca baktığında dahi algılağı tek şey! Var olma sebebi, hayat dediğinde aklından geçenler.. Değerleri ise evinin metrekaresi, arbasının markası, çantasının üzerindeki etiketin herkesin görebileceği bir yerde olması…. Aslında küçümsemez seni. Asla!! Yanlış anlama..Sakınn!!. Kendisini seninle kıyaslayabileceği pek fazla  konusu yoktur, belki de vardır ama illaki kafasındaki bir yerlerde senden, ondan, bundan yana çok gerilerde kendince bir çekince korku saklanıyordur. Sen ona okuduğun okulu, aldığın dereceleri demeyeceksin.. KAFKA demeyeceksin, Kafka’nın Milena’ya olan deli aşkını anlatmayacaksın, bunu yapmaya kalkarsan şayet; “O dinler gibi yapıp, gömleğin markasının nerede yazdığını bulmakla meşgul olacak, sahte mi, gerçek mi diye, dikkat veremeyecek..Ha en kötüsü bir de endişe duyacak, birlikte görüldüğünüzde; ya onun çevresinden bir arkadaşı sizi görür, ve de selam verir, yanınıza gelip oturursa? Sonrasında ne olacaktır? Burnu büyük dediğimiz, soğuk dediğimiz, uzak duruyor, kendini beğenmiş ya da ne bilim parası var ondan böyle dediğimiz bir kaç kişi için gözlediğim bazı tespitlerim var, not düşüyorum yine lütfen genellemeyelim benim örneklerim bana aittir, herkes böyle olmayabilir; “Önceki hayatlarının komplekslerini yaşıyorlar, zümrütler içinde olsalar dahi, o günler çıkmamış hafızalarıdan, ya da başarılarının arkasında bir başkasının emeği olduğu için yakın dururlarsa “attıkları hava suların dibine düşer”, bunu bildikleri için sürekli savunma halindeler.. Oysa ne güzel bir şeydir yoktan var olmak? İşte tüm bu ufak örneklere baktığımızda kendi emeği ile bir şeyler yapmış olsa idiler belki daha keyifli olur, bir parkın önünden geçerken canları çektiği anda kendilerini çimenlerin üzerine atıverirlerdi.. Oysaki BÜYÜK İNSAN oldukları için bunu yaparlarsa, halkın seviyesine inerlerse, onların oturdukları banklara oturup, adım attıkları yerlere ayakları değer ise başlarına bir iş gelir, mazallah, Allah korusun!!!”

İlknur Kırbaş
04.11.2010
14:15

Leave a comment

Filed under YAZILARIM