Tag Archives: erkek

Can Yücel’e gıcığım!!

“Can Yücel Kadın dediğin’e” yazdığı her cümleye karşılık söyleyecek çok fazla sözüm var, beğendiğimden değil, ibreti alem için!!! bu ne bencilliktir demek için koyduk sayfaya.Can Yücele kısa vadede bol miktarda östrojen hormonu, regl dönemi, hamilelik süreciyle boğuşmanın ve birden bire hiç bilmediğin 125 adet hormonun aktif olması sonucunda kendini bile tanıyamamanın ne olduğunu bilmek, sonrasında da tüm bunlarla mücadele ederken “Can’ın Paşa Gönlünü” hoş tutmanın ne demek olduğunu öğrenmesini ve sonra bu yazıyı bir daha yazmasını diliyorum bakalım aynı rahatlıkla gerine gerine döktürebilecek mi adet sancıları çekerken ya da gecenin bir yarısı kalkıp bebeği emzirmek zorundayken yanında horultusundan uyuyamadığı kocasının duyarsızlığında!!!!!.. Bu nasıl iş ve mantıktır? Tarihte büyük yazarlar filozoflar, sanatçılar neden hep erkektir? çünkü kadınların yapacak o kadar çok şeyi olmuştur ki, evrene bakacak halleri kalmamıştır. Bir Clara Shuman’ı bilirim, bir Camille Claudel‘i (Rodin Camilli ezip geçip, geride bırakmak için herşeyi yapmıştır), bir Jane Austen‘ı, bir Marie Cruie’yi (Nobeli aldı, kocasını Pierre Curie‘yi kaybettikten sonra, Pierre ölmeseydi belki Nobeli de o alacaktı kim bilir?; Jan Dark’ı (erkek kılığına bürünerek ancak) , Virginia Woolf‘u (Lezbiyen ve şizofrendi ), Iris Murdoch‘u (çılgının tekiydi)..

İlknur Kırbaş
Şubat 2010

4 Comments

Filed under AZICIK ELESTIRI, YAZILARIM

Kendimin Tamı

Hayat yolunda yürürken başımı sağ yanıma çevirdiğimde bana sevgiyle bakan bir çift göz olsun, kendimi güçsüz hissettiğimde “korkma hep yanında olacağım, senin bir parçanım ben” diyecek biri olur mu acaba diye bekledim durdum, ve yaş “40” oldu öyle bir insan evladı gelmedi.

Benim kendi sevgim bana yetti, önüme baktım hep.Beni başkasının tamamlamasına gerek kalmadı hep tam oldum. diğer yarım kendimin ta kendisi idi.

Mükemmel değiliz ,daima kendi ayaklarımız üzerinde durmanın bir yolunu bulup korkmamanın, mücadeleden kaçmamanın yalnızlığa göğüs germenin, yalnızlığın dünyanın sonu olmadığının bilincinde olan kişileriz. biz de kırılganiz, biz de duygusalız ama her kırılganlığımız her duygusal inişlerimiz bize dünyanın sonunu getirmiyor, tekrar dimdik ayağa kalkacak gücü bulabiliyoruz kendimizde bu da bizi biz ve tam bir kişi yapıyor…:)
sen kendi bütünlüğünü gerçekliğini bölüp de içine sana ait olmayan başka bir madde karıştırdığında fizik kurallarına göre zaten bünyen bunu kabul etmez ve zarar görür dengen bozulur, bugün evlenen ve uzun süreli beraberlikleri olup da bundan bezginlik duymayan, özgürlük hasreti ile yanıp tutuşmayan bir zamanlar diğer yarısını ararken şimdi KENDİ YARIMI NASIL BULURUM KENDİ EKSİĞİMİ NASIL TAMAMLARIM DERDİNDE bir dolu kadın var. Etrafım pişmanlıklarla dolu..Pişmanlıklar.. Ataerkil toplum daha bir aylık bebek iken kızlara pembe erkeklere mavi kurdele takıyor daha 1 aylık bebek ile seni bu toplumda başka yere koyuyor, anne kız çocuğunun altını köşe bucak herkesten uzak yerlerde değiştirirken erkek çocuğu göğsünü gere gere sokağın ortasında değiştirmenin grurunu yaşıyor. E doğal olarak böyle başlayan bir süreçte zaman içinde birike birike kocaman bir eksiklik duygusu oluşuveriyor ve SANKİİİİİ bunu da ER kişi EŞ RUHUN olabilecek ER kişi tamamlayacakMIŞ gibi.. Erkekler kendilerine hizmet edecek birileri olsun diye evleniyorlar. Ütüleri yapılsın, yemekleri yapılsın, soyları devam etsin, erkelerde aşk, sevgi, yokkk…yok işte… ne kadar çok kadınla birlikte olurlarsa onların yanına kar işte o nedenle onlarda zaten bir eksiklik yok ve kimseyi tamamlama derdinde değiller. Ve Arakadaşlarım bu yüzden BİZ de TAM ve BÜTÜNlüğümüzün LÜTFEN bilincinde olalım artık..Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum..

İlknur Kırbaş
10.03.2010

Leave a comment

Filed under AZICIK ELESTIRI, YAZILARIM