Tag Archives: ahlak

YÜZÜNÜN ASTARI

Yaptığın yolculukları bir bir sayınca;
Uzun yollardan gelmiş keşişler gibi göründün bana.
Hayran kaldım, yücelttim seni en ulu dağlara,
En derinden bağıra bağıra yüzeye çıkan yalanları,
Görmek için uğraştım bir ara..
Araya eller girdi sonra..
Fısıltılar geldi kulağıma,
Ben azıcık “neden” diye sorduğumda;
Hayatı boyunca sadece almaktan muzdarip,
Çekincesiz isteyen,
Seni gördüm..
Benim verdiklerimin bir önemi olmadığını haykırdın bana,
Aslında hiç bir şey demedin,
“Yeni bir şey alamam artık” manevralarınla,
Tüm dünya suçluyken haklı olan bir tek sendin!.
Yahu ne diyeyim artık ben sana?

İlknur Kırbaş,
29.06.2012, 9:37

Leave a comment

Filed under AZICIK ELESTIRI, SIIRIMTRAK, YAZILARIM

Saman Destekli Köksüz Ağaçlar

Değiliz aslında ne kendimiz, ne dediğimiz;
Karşı tarafın kör gözüne köre kör,
Anlayabildiği, bilmek istediği kadar birer “KİM”iz biz…..

Doğru sandığımız ayakta durabildiğimiz,
Yanlış olan ise durmadığımız,
Durmayı belki de hiç beceremediğimiz?
Denemediğimiz?
Gözlerimizi yumduğumuz?
Kulaklarımızı tıkadığımız?
Elimizi uzatmadığımız…?
Paşaların başı egolarımızın istemediği, tercih etmediği…

Bir tek kendi tarafımızdan bakarak “iyi”, (kime neye göre iyiyse) vasıfları olan bir kişilik olamıyoruz..

Olmamız da pek mümkün değil.. Kimse bizi bir diğerine örnek gösterecek kadar da iyi bulmuyor belki..?

İyi bulmayanın da “iyi” bulma kapasitesinin olup olmadığı ne malum.. ?

Ben bıktım, ahlaklı olmam gerektiğini duymaktan ve görmekten..
Ve bana hiç ama hiç hitap etmeyen tüm etiksel niteliklerden… !!!

Kaldı ki, aklını yiyip içtiklerim bilmezler mi ki, yahu bu mumlar da sönecek,

dikili bir ağaç olmadan altlarındaki sapla saman kaygan zeminli bir ateşe kalmış.. !!!!!

Görünürde küçük olsalar dahi bazı organların bir hayli büyük olduklarını

farketmekteyim size bir operasyon yapayım ufaltayım en az 4 beden. !!!!

Kaf dağları şaşırsın, eteklerine karlar yağsın, dolu dolu ne varsa dökülüp saçılsın..?

İlknur Kırbaş,
04.01.2012

Leave a comment

Filed under AZICIK ELESTIRI, YAZILARIM

Başkalarının Ayakkabıları

Denedim.. Kızkardeşimin ayağına azıcık büyük olan şık bir ayakkabısı vardı, hadi ben alayım giyeyim dedim, olmadı. Olmadığı, bana ait olmadığı çok belli olan o ayakkabı onu giydiğimde üzerimde ve ayaklarımda çok da komik durdu..Kadın çalışmış, emeğinin karşılığında kazandığı para ile gitmiş kendi zevkine göre almış bir ayakkabı. Zevki de benim değil, rengini de ben seçmemişim, ha bir de ona uygun kıyafetim de yok gittikçe zorlaşmaya başladı bu iş..Kimse kimsenin yerine geçemez, kimse de kimsede var olanın yerine kendini koyamaz, en azından anlamaya çalışır, ama o kadar. Hele ki hayatın, yaşamın hırsızlığı hiç olmaz.. Continue reading

1 Comment

Filed under MISTIK, YAZILARIM

Herkes kendi evinin çöpünü temizlerse bu sokaklar temiz olur…

Daha ağırbaşlı, daha hazımlı ve birbirimizi daha iyi anlayarak; Eğer mutsuz isen ben senin mutlu olabilmen için ne yapabilirim? Hadi gelin hep birlikte paylaşalım bu sonsuz deryayı, mutluluk zor bulunan, sıkıntıyla elde edilen bir şey değil. O var, doğal, sade, ve hep yanıbaşımızda farkedilmeyi bekliyor.

İçimizde birbiri ile çarpışıp duran;
Geçmişimiz,
Geleceğimiz,
İsteklerimiz,
İstemediklerimiz,
Azıyla yetinemediklerimiz,
Kendimizin bile çözemediğ, anlayamadığı birbiriyle alakası olmayan farklı duygularımız,
Aslında hiç olmadığımız ama sürekli saklama derdinde olduğumuz kendi gerçeğimiz, GERÇEK OLAN KENDİMİZ.
Korkularımız,
Başkaları tarafından bilinçaltımıza ve bilinçüstümüze çivilenen günah, ayıp, yanlış sandıklarımız,
En önemlisi kendimiz de dahil VAR OLDUĞUNU, gerçek olduğunu kabullenmeyi reddettiğimiz herşey…!!
Mutluluğu görmemizi engelliyor..

“Kendini bil” der atalarımız, arın der, O arınma içimizde birbiri ile çarpışan iki düşmanın hangisinin daha çok beslendiği ile alakalı. Kötü hisleri bastırmak zor evet, var olduklarını kabul edip asıl savaşı bununla vermek gerekir. Melek olmamız da beklenmiyor çünkü bu doğamıza ters dengeyi de bozuyor. Denge bizden istenen tek eylem..Denge, ile dualite, yani iki sesin de kısılması kendimiz dahil dışarıdan da gelecek kakafoninin susturulmasıyla olabiliyor..Ortalık sessizleşip sakinleşince geriye, boş olmayan ama huzur içinde bir ruh kalıyor, o ruh rahatlıyor ve asıl işine dönüyor, özünü daha iyi anlıyor, kendini biliyor ve tanıyor…

“Ben buyum, ben hayatımı istediğim gibi yaşarım, bu benim özgürlüğüm” sözleri aslında bunu söyleyen insanda en büyük kaçısın ve saklanması gereken kocaman bir iç çatışmasının olduğunun sinyalini veriyor bana..

Kimse sana iyisin demeden “ay ben çok iyiyim” deme..
Kimse sana ne kadar olgunsun demeden sen “ben çok olgunum” deme..
Kimse sana sen olmuşsun, bilgelik kazanmışsın demeden “ben bilgeyim” deme.

Aslında kimse kimseye de bir şey demesin bence, herkes kendi işine gücüne baksın. İşin aslı bizim hiçbirimizi onun, bunun bilgeliği şusu, busu ilgilendirmiyor, bizi kendimizden, kendi dengemizden başka hiçbirşey ilgilendirmiyor..

Herkes kendi evinin çöpünü temizlediği takdirde bu sokaklar temiz olur..Kimseye de o temizliğin nasıl yapılacağını öğretemezsiniz, anlattıklarınız karşınızdakinin algıladığı kadardır…

Ha bir de geçmiş size ulaşmaya çalışmıyorsa, siz onun karşısına çıkmaya kalkışmayın..

Okuduğunuz için teşekkür ederim,
Sevgiler,
İlknur Kırbaş,
01.10.2011

1 Comment

Filed under ENERJI, MISTIK, YAZILARIM, YOKLUGA

İhanetin damarlarımda en çok biriktiği yaşlardayım..

Damarımdan akan kanın kırmızı olmadığını ispat edecek denli riyalar var,
ve ben yaşlanmaktan aslında neden korktuğumu bu yüzden anladım,
ihanetin damarlarımda en çok biriktiği yaşlardayım..
Tanrım!!!
Ne olursun bir kere dahi olsa ;
ne atalarımız,
ne analarımız, onlar değil de ben haklı çıkayım…
Başımı öne eğdiniz..
Her kim isen; var olman bile beni ben olmaktan utandırıyor şuanda…
İçimi ağlattınız,
Ve bu yaz gününde şimşekleri susturmanın derdindeyim…

İlknur Kırbaş,

07.09.2011

4 Comments

Filed under SIIRIMTRAK, SOZ BAZARI, YAZILARIM