Isırgan Otu

Umutsuzluğa yeni bir isim bulmak gerekiyordu. Gelgeç efendiler, saçmalamayamayan saçılmışlar. Tamsantrik okunamamış olasıcalar. Bilinememiş, bulunamamış hayretlerin tıkanmış deliklerinden sızanlar. Kafanı kemirip duran ısırgan otları, ayağının altında gezinip dururken batı batı veren kızarıklar.

Emsaldi…

Yok daha bitmedi.. Yolculuklar var bir de.. Uçarak gelmeler, koşarak dönmeler. Her yerde olabilmeler. Yok edilesi.. Katlar arası dolanıp duranlar,  yedi olan arşın oniki olduğundan habersizler. Bazen de beşi kendine mesken edinenler. Dolanırken etrafındaki “SATAN”ı  otlara, kırlara çeviren beyinsizler.. O benim işte..
16.06.2017; 17:50

Leave a comment

Filed under YAZILARIM

Cortlak

ADI CORTLAK’TI ASIL ADI MEMET Anti toroslardaki Gürleşen köyünün Atak dağının dibinde, kendi ördüğü, taş duvarlı, mertek tavanlı, toprak damlı, tek göz odalı, ocaklı bir evde yaşardı… davar kılındandı yüzsüz döşeği ve yorganı. Yastığı loğ taşıydı… bir alaman kazması dayalı dururdu kapısında… kendisine en yakın ev aşağıda, cinli derenin sırtındaki evdi. Avcı yusuf’tu sakini…

CORTLAK — Hasan Hüseyin Gündüzalp üzerinden

Leave a comment

Filed under YAZILARIM

Ey Adana !

Akıl Tutulması, İlknur Kırbaş

1. Yerlere tükürüp durma Adana.
2.  İki dakikalık mesafe için araba kullanma.
3.  Ziyapaşa podyum değil.
4. Diksiyonun berbat.
5. Çok dedikoducusun
6.  Samimi gibi görünüp, arkadan sallıyorsun.
7.  Büyük köy kompleksinden vazgeç.
8.  Kitap okumuyorsun.
9.   Zarif değilsin.
10. Çok makyaj yapıyorsun.
11. Doğal olmayı sevmiyorsun, illaki abartıyorsun.
12. Zengin görünmeyi seviyorsun, takıp takıştırıyorsun.
13. Çok yiyorsun.
14. Göt kadar yerde kullanmak için jip alıyosun.
15. Altına bir araba çekince kendini Michael Knight, arabanı Kara Şimşek zannediyorsun. Lastiklerin yarısını asfaltın üzerinde bırakıyorsun
16. İstanbul’daki mağzaların çoğu Adana’da da var, unutuyorsun.
17. Türkiye’nin en büyük mobilya üreticileri buradayken, mobilyanı gidip İstanbul’dan alıyorsun.
18. Adana’nın yerel üretimini desteklemiyorsun,
19. Önce benim şehrim demiyorsun.
20. Yıllarca Aytaç Durak’ı besledin, mualif değilsin.
21. Türkiye’nin yeşili en bol bölgesine en çirkin binaları dikiyorsun.
22. Organize Sanayi’de toprağa attığın zeytin tanelerinden ağaçlar fışkırıyor…
23. Yerleşimin, yanlış şehirleşmen ile verimli toprakları taş binalara çevirdin.
24. Tarihi dokun…

View original post 1,818 more words

Leave a comment

Filed under YAZILARIM

Immigration, Elections, and the Curley Effect: Why the Left wants Open Borders

From a purely economic point of view, this redistribution of wealth to foreigners results in the native Americans feeling the same economic pressures as the upper and middle class citizens in the fictitious example above. As they leave the cities (which is where racial minorities

Kaynak: Immigration, Elections, and the Curley Effect: Why the Left wants Open Borders

Leave a comment

Filed under YAZILARIM

Beğeni Merkezleri

“Bir arada olmaktan nefret ettikleri ama yalnız kalmaktan da korktukları için insanlar telefon denilen bir alet kullanıyorlarmış.” Chuck Palahniuk, Gösteri Peygamberi

Yüzyüze görüşmek yerine telefonla ya da internet aracılığı ile iletişim kurmanın insanları rahatlattığını düşünüyorum.. Şöyleki bu tür bir iletişimden çok çabuk kaçabilirsin, yüzyüze olmak zorunda değilsin, kendi ortamında ayrılmıyorsun vs.. Yüzyüze iletişimin çoğu kişiye zor geldiğini tahmin ediyorum.. Diğer yandan biraz çevreyi kopyalama, telefonların telefon olmaktan öte binbir çeşit fonksiyonlara sahip olmaları tüm bunlar esir eder hale geldi.. Ve hatta çılgın bir MODA ve/veya hastalık olduğunu düşünüyorum.. Yozlaştırıyor mu? Evet yozlaştırıyor.. Çoğu insan, özellikle genç kesim bu modanın kendilerine ve kişiliklerine getireceği zarardan habersiz.. Tek tip insanın yetiştiği bu toplumun gidişatını son derece “Tehlikeli” buluyorum.. Continue reading

Leave a comment

Filed under YAZILARIM