Category Archives: AZICIK ELESTIRI

HER ALGI GERÇEK DEĞİLDİR

Bu ayki yazımda çok başka bir konu hakkında yazmayı planlamıştım ki, birden bire asıl yazmak istediğimin başka bir şey olduğunu fark ettim. Bir konuşma yapıyorum, bir satır yorum yazıyorum, elektronik mesaj atıyorum. Hemen arkasından kendime soruyorum; ‘acaba tam olarak ne kadar anlaşılabildim?’ Söylemek istediğimi, anlattığım konuyu doğru düzgün ifade edebildim mi? Bu endişelerimin yersiz olmadığını yazının devamını okuduktan sonra anlayacaksınız.

algıBildiğiniz gibi karşılıklı konuşmalarda Sylviane Herpin’in belirlediği tam dokuz aşama var, bunlar;

Düşündüğün,
Söylemek istediğin,
Söylediğini sandığın,
Söylediğin,
Karşınızdakinin duymak istediği,
Duyduğu,
Anlamak istediği,
Anladığını sandığı,
Anladığı. Continue reading

3 Comments

Filed under AZICIK ELESTIRI, MAKALE, SİGORTALOJİ, YAZILARIM

Siz neden minibüs sigortacılığı yapmıyorsunuz? Yoksa minibüs alacak paranız mı yok?

15.10.2012 tarihinde işyerime doğru yol almış gidiyorken birden bire bir minibüs ile burun buruna geldim.. Minibüs’ün üzerinde Doğal Afet Sigortalar Kurumu’nun logosu vardı.. Münibüs Adana Seyhan TEDAŞ’ın önünde park edilmişti. İlk anda aklıma DASK’ın tanıtım amaçlı kullanılan araçları geldi, herhalde onlardan birisidir dedim.. Bindiğim araçtan iner inmez elimde fotoğraf makinesi ile meşhur minibüsün yanına gittim. İçinde 3 tane adam vardı.. Minibüs’ün DUVARINDA Acentelik Yetki Belgesi asılı idi…(Bir işyerinde yetki belgesi asılmak zorundadır, aman diyim atlamayın bunu) Yetki belgesi şöyle diyor ; gel vatandaş gel, DASK’ın alası burda, kesmece bunlar, gelll, gelll, büyyrüünnn !! )

Nereden başlayacaktım? Kime gidecektim? Meslek yasası ve yönetmeliğine ters düşen bu durumla ilgili ne yapmam gerekiyordu. Yahu bizim bir derneğimiz var, Ticaret Odası Meslek Komisyonumuz var, İcra Kurulumuz var dedim kendi kendime? Ben bir günde bu işi sonuçlandırırım tabi ki. Ha bir de bu kişilere poliçe düzenleme yetkisi veren Türkiye’nin gözde Sigorta Şirketleri var.. Görseler kimbilir ne kadar üzülürler, Bölge Müdürlükleri ayağa kalkar, bütün Bölge Müdürleri minibüsün bulunduğu yere gidip tek tek hesap sorar..

Şüphesiz ki en büyük hesapları onlar sorar!!

Bu minibüs işini farkedene kadar meğerse herkes bu durumdan haberdarmış iyi mi? Azıcık rahatsız olmuşlar, içlerinden bakarız, hallederiz demişler. Her bakarız, hallederiz denilen işin başına geldiği gibi bir kaç gün sonra çözüme ulaşmadan zamanla unutulmak üzere gönüllerinden atıvermişler..

Dünyanın hangi ülkesinde elinizde bir yasa, yönetmelik varken kimseye haklılığınızı kabul ettiremezsiniz, dikkatleri üzerinize çekemezsiniz? Dünyanın neresinde bu olmaz?

Dünyada hangi şirket işportacılık yapan bir satış kanalıyla çalışmak ister, bunu kendine yedirir? Kurumsal söylemlerle, kalite kalite diye bağıran, biz çok janjan’lıyız herkesle muhatap olmayız, çalışacağımız kişileri, kurumları özenle seçeriz deyip kendi logosunu teslim ettiği bir iş ortağının İŞPORTA’cılık yapmasına tahammül gösterebilir? İŞPORTACI acentenin üretim yazdığı şirketlerin adını belirtmeme gerek yok çünkü bugün bu acente kendisinin bağlı olmadığı şirketlerden birine başvursa üretim yazacağım diye o şirket bu kişiye yeni bir acentelik daha verir, buna şüphe yok.. Tüyo olsun diyorsanız 2012′de açıklanan üretim sıralamasında yer alan ilk 10 şirketin hangileri olduğunu bilmeniz yeterlidir.

Hangi meslek mensubu kendisi ile aynı mesleği icra eden kişinin aynı işi işportaya düşürüp yerlerde sürünerek yapmasını kendisine, saygınlığına yedirebilir ?

Demek ki şirketlerin beklentileri bu düzeydeymiş. Demek ki Şirketler ; kirasını verip ofisini açan, içini dekore ettiren, müşteri karşısında en kuvvetli haliyle kendisini temsil eden bilgili, görgülü, aklı başında hizmet veren iş ortakları ile çalışmayı tercih etmiyormuş..

Şimdi elimden geldiğince çevremdeki insanların güzel desteği ve katkılarıyla ulaşabildiğim her yere ulaşmaya çalışıyorum, yeter ki bir sonuç alınsın.. Gerekli yasal yaptırım uygulansın, mesleğin itibarı kurtulsun. Sigortacı Camia’sı bu durumu kendine yediremesin, elinden ne geliyorsa yapsın, benzeri olayları ortaya döksün, sonra da ortadan kaldırsın, yaptığı işin ne kadar zor ve çetrefilli olduğunu herkese duyursun, iyice ayaklar altına alınan saygınlığı için olmadı bir el kaldırsın.. Haklarına sahip çıksın, usulsüzlüklerle hukukun yoluyla savaşsın..

Azıcık düşünsün Sigortacılık Camia’sı. Bugün bunu yapanlar, yarın kimbilir daha neler yapacak.. Bize kendimizden başka kimse sahip çıkmayacak, bizim bizden başka dostumuz olmayacak. Olamayacak, beraber olmadığımız sürece benzeri olaylar olacak, ve biz hep yakınacağız ama bir şey yapamayacağız.

Herkesin benzeri sözleri biraraya getirip tekrar ettiği bir ortamda bir daha aynı sözleri söyleyip kimsenin başını ağrıtmak istemiyorum.. O minibüs hala orada duruyorken diyeceklerime şimdilik ara veriyorum.

Lütfen BİR olalım.

Sevgilerimle,

17.10.2012

İlknur Kırbaş

BİRLİĞE ÇAĞRI :

 

5 Comments

Filed under AZICIK ELESTIRI, YAZILARIM

YÜZÜNÜN ASTARI

Yaptığın yolculukları bir bir sayınca;
Uzun yollardan gelmiş keşişler gibi göründün bana.
Hayran kaldım, yücelttim seni en ulu dağlara,
En derinden bağıra bağıra yüzeye çıkan yalanları,
Görmek için uğraştım bir ara..
Araya eller girdi sonra..
Fısıltılar geldi kulağıma,
Ben azıcık “neden” diye sorduğumda;
Hayatı boyunca sadece almaktan muzdarip,
Çekincesiz isteyen,
Seni gördüm..
Benim verdiklerimin bir önemi olmadığını haykırdın bana,
Aslında hiç bir şey demedin,
“Yeni bir şey alamam artık” manevralarınla,
Tüm dünya suçluyken haklı olan bir tek sendin!.
Yahu ne diyeyim artık ben sana?

İlknur Kırbaş,
29.06.2012, 9:37

Leave a comment

Filed under AZICIK ELESTIRI, SIIRIMTRAK, YAZILARIM

Yaş İşler Bunlar

Her daim genç olduğum bir yaştayım…
Bana “büyüdün, yeter artık” dediler.
Yok dedim “hiç öyle şey olur mu?”
Ben daha yolun en başındayım.

İlknur Kırbaş,
09.06.2012

Leave a comment

Filed under AZICIK ELESTIRI

Saman Destekli Köksüz Ağaçlar

Değiliz aslında ne kendimiz, ne dediğimiz;
Karşı tarafın kör gözüne köre kör,
Anlayabildiği, bilmek istediği kadar birer “KİM”iz biz…..

Doğru sandığımız ayakta durabildiğimiz,
Yanlış olan ise durmadığımız,
Durmayı belki de hiç beceremediğimiz?
Denemediğimiz?
Gözlerimizi yumduğumuz?
Kulaklarımızı tıkadığımız?
Elimizi uzatmadığımız…?
Paşaların başı egolarımızın istemediği, tercih etmediği…

Bir tek kendi tarafımızdan bakarak “iyi”, (kime neye göre iyiyse) vasıfları olan bir kişilik olamıyoruz..

Olmamız da pek mümkün değil.. Kimse bizi bir diğerine örnek gösterecek kadar da iyi bulmuyor belki..?

İyi bulmayanın da “iyi” bulma kapasitesinin olup olmadığı ne malum.. ?

Ben bıktım, ahlaklı olmam gerektiğini duymaktan ve görmekten..
Ve bana hiç ama hiç hitap etmeyen tüm etiksel niteliklerden… !!!

Kaldı ki, aklını yiyip içtiklerim bilmezler mi ki, yahu bu mumlar da sönecek,

dikili bir ağaç olmadan altlarındaki sapla saman kaygan zeminli bir ateşe kalmış.. !!!!!

Görünürde küçük olsalar dahi bazı organların bir hayli büyük olduklarını

farketmekteyim size bir operasyon yapayım ufaltayım en az 4 beden. !!!!

Kaf dağları şaşırsın, eteklerine karlar yağsın, dolu dolu ne varsa dökülüp saçılsın..?

İlknur Kırbaş,
04.01.2012

Leave a comment

Filed under AZICIK ELESTIRI, YAZILARIM