Ey Adana !

1. Yerlere tükürüp durma Adana.
2.  İki dakikalık mesafe için araba kullanma.
3.  Ziyapaşa podyum değil.
4. Diksiyonun berbat.
5. Çok dedikoducusun
6.  Samimi gibi görünüp, arkadan sallıyorsun.
7.  Büyük köy kompleksinden vazgeç.
8.  Kitap okumuyorsun.
9.   Zarif değilsin.
10. Çok makyaj yapıyorsun.
11. Doğal olmayı sevmiyorsun, illaki abartıyorsun.
12. Zengin görünmeyi seviyorsun, takıp takıştırıyorsun.
13. Çok yiyorsun.
14. Göt kadar yerde kullanmak için jip alıyosun.
15. Altına bir araba çekince kendini Michael Knight, arabanı Kara Şimşek zannediyorsun. Lastiklerin yarısını asfaltın üzerinde bırakıyorsun
16. İstanbul’daki mağzaların çoğu Adana’da da var, unutuyorsun.
17. Türkiye’nin en büyük mobilya üreticileri buradayken, mobilyanı gidip İstanbul’dan alıyorsun.
18. Adana’nın yerel üretimini desteklemiyorsun,
19. Önce benim şehrim demiyorsun.
20. Yıllarca Aytaç Durak’ı besledin, mualif değilsin.
21. Türkiye’nin yeşili en bol bölgesine en çirkin binaları dikiyorsun.
22. Organize Sanayi’de toprağa attığın zeytin tanelerinden ağaçlar fışkırıyor…
23. Yerleşimin, yanlış şehirleşmen ile verimli toprakları taş binalara çevirdin.
24. Tarihi dokun yok.
25. Tabela manyağısın..
26. Bu bölgede iş yapmaya çalışan o kadar yetenekli insan varken onları küçümsüyorsun, buradakine bir lira vermiyor, İstanbul’dan gelene binlerce dolar harcıyorsun.
27. Köysün köy….
28. Estetikten yoksunsun…
29. Pamuğun yok ama Altın Koza’n var.
30. Büyük bir efsane olan pamuğu yok ettin. Pamuk Yaşar Kemal’in kitaplarında kaldı artık.
31. Kıvanç Tatlıtuğ’un başarısını yerlere göklere koyamazken, nice yazar, ressam, sanatçı çıkaran bu toprakların çocuklarının adlarını dahi bilmiyorsun..
32.Tembelsin iş beğenmiyorsun Adana.
33. Ama Türkiye’deki işsizlikte BİR numarasın.

İlknur Kırbaş,

30.05.2014

 

NOT 1: ” Tüm arkadaşlarım hem sözde hem işte Adana’ya değer katmak için verdiğim mücadeleyi biliyor.. Gerçekten çok değerli ve yetenekli insanların olduğu bir bölge burası ancak verimli hale getirilemiyor.. Adana’dan gidip tonlarca başarıya imza atmış bir dolu arkadaşım var, hem iş anlamında hem de sanat anlamında, o değerleri burada barındırmak buraya yakıştırmak, burada yaşatmak gerekirdi. Son dönemlerde dönen çok oldu benim gibi, ama verdiğimiz mücadeleyi bir görseniz.. Biz sonradan dönenler şehre değer katmak, kalite getirmek için gerçekten çok uğraşıyoruz… Şehir dışındayken edindiğimiz, öğrendiğimiz bir çok şeyi buraya yansıtamıyouz çünkü değer görmüyor.. Neden değer görmüyor anlamak mümkün değil, tespitlerim bu düşünce ve bakış açısı ile bir yerlere oturtulmuştur.. Çok yetenekli, çok becerikli, aklı çalışan, güzel bakan beyinler var.. Dediğim gibi onların bir çoğu Adana’ya geri dönüyor, ama İstanbul’da ve diğer illerde gördüğü değeri, aklının güzelliğini buradaki kimseye beğendiremiyor.. Küçümseniyor..”

NOT 2: “Nereli olduğumu soran arkadaşlar olmuş, tabi ki doğma, büyüme Adana’lıyım. Olmasa idim böyle bir yazı yazamazdım. Cuma sabahı yine yere tüküren birini gördüm ve kayış koptu.. Kimseye de yayılsın diye bir gayretim olmadı, sadece içimdekini döktüm, çünkü boğulmaya başladım artık, İstanbul’a dönmeyi göze alacak kadar boğulmaya başladım.. Dedikodular yüzünden mesela, mesela, gözünün içine baka baka küstah küstah arkadan konuşanlar, başlarda bunların bir ya da iki kişiden ibaret olduğunu sanmıştım, zaman ilerledikçe sayı arttı ve şehrin tamamını kapladı.. Çok sevdiğim ve paha biçilemez bir pamuk kültürü vardı, bidenbire yokoldu, hala iki yüzlülükle altın koza deniyor, bari adını değiştirin.. Çocukluğumda oturduğumuz apatmanın tam karşısında çırçır fabrikası vardı, oraya giren çıkan kamyonları merak ederdim hep, şimdi üzerinden bulvar geçiyor, aslanlı evin önünden geçerken durup bir bakardım, gözümün önünden kayboldu. Koskoca anılarımı yüklediğim sun sineması yıkıldı yerine işhanı dikildi. Anılarım yok oldu.. Belki o sinemanın koltuklarında tekrar oturabilseydim kendimle ilgili bir çok şeyi hatırlayacaktım. O yüzden Arı sinemasına sahip çıkıp sinemaya gidecek olsam orayı tercih ediyorum. Belki ayakta kalır diye. Sabancı’nın evi yerle bir edildi.. Şimdi yerinde bomboş bir arazi var, madem bir şey yapmayacaktınız niye yıktınız.. Korumaya alsaydınız.. Söylenecek o kadar çok şey var ki, bunları göremeyen algılayamayanı suçlamıyorum.. Görmeye ve anlamaya davet ediyorum. Adana ruhu dediğiniz şey sokakalarda, oturduğumuz evde, baktığımız güneşte, çocukluğumuzun geçtiği evlerde.. Öldürülen Adana’dır beraberinde şehrin ruhu da kaybolmaktadır. Hunnarca yok edilmektedir. Bu bilerek ve isteyerek yapılmaktadır. İfade edebildim sanırım…Şimdi biz yazacağımız kitaplarda hangi Adana’dan bahsedeceğiz, geçmişi yok ettiğiniz yani anılarını baltaladığınız bu şehrin hangi bir köşesinden nostaljiyi tutup yakalayacağız.. Bunu nasıl yapacağız.. Şehrin korunmasını, kalkınmasını, kendi değerlerimize sahip çıkılmasını arzuluyorum.. Çok mu şey istiyorum acaba? ” İlknur Kırbaş. 02.06.2014

 

Yorumlar :

 “Tamamı yerinde ve doğru tespitler sana katılıyorum ama değişim hep olumsuza doğru oluyor, maalesef… Geçmişte, hafif topuklu ayakkabılarıyla dizlerindeki tayyörleriyle hanımefendilere ve terzi işi takım elbiseleri ile baston ve fötr şapkalı beyefendilere rastlardık. Herkes birbirine hayırlı günler dilerdi. Daha kibardı insanlar. Kaybettik bu güzellikleri, çok üzgünüm…” Nesrin Zühra İplik

Yasalar kanunlar işlemiyor ve bunun yanında üretken insanlar ve çıtayı yükseltip iş verimliliğini arttıracak kişilerle çalışmıyorlar.böyle geldi böyle gidecek diyorlar.meslek sahibinin yerine daha az ücretle çalışacak eleman alıyorlar.oysa adana insanı çalışkandır öğrencilerinde de başarılı çoktur.okumaya giden dönmüyor özellikle sanayi şehirlerinden.neden yıllarını emeklerini adana da bekleyerek harcasınlar ki..Önce kalifiye eleman ve işin ehli belgeli diplomalı kişileri değerlendirmeye başlamalı işverenler.o zaman ileriyi görebilecekler oysa elden gitmiş bir şehir malesef yapacak pek birşey yok.umarım demekten başka birşey yok adana için.

Evimize dönüyor ve burada doğup büyüdüğümüz şehirde yaşayıp bilgi beceri ve tecrübelerimizi paylaşmak istiyoruz.mesele para değil sadece ama bunca yol katettikten sonra asgari ücret isteyemeyiz.vermiyorsa işveren istediğin şartları sunmuyorsa çalışmıyorsun orda.ne var bunda? Önce bir vizyonumuzu genişletmeliyiz dışarı çıkın ama adananın dışına farkı göreceksiniz. Bu emeğin karşılığını isterken paracı oluyorsun…oysa hayır olsun diye okuyup,yıllarını verip sonrada hayır olsun diye işe girmiyor insan.emeğinin karşılığını elbet almalı insan.heryeri gezmek ve karış karış bilmek değil mesele bunu da takdir ederim ancak nerde nasıl ve hangi standartlarda ne kadar yaşayıp çalıştık bu önemli..  Sema Özdemir

“Tamamına katıldığım gibi bir kaç eksiği de belirteyim. Trafik kültürü yok, yaya geçidi kullanma yok, üst geçit kullanma yok, gerçi üst geçitte yokya, pasaj kültürü yok, bodrum kültürü yok, 1. Kat 2. Kat kullanma hakgetire, adliye önü kavgaları ile gündeme gelmede üstlerine yok, herkes delikanlıdir ama en küçük dalgada adam satarlar.. yazılacak çok sey varda. Yazıyı kim yazdiysa aynen katılıyorum.” Selami Meriç

İlknur, gezmediğim görmediğim şehir kalmadı Türkiye’de yaptığım işten dolayı. Yukarıda yazdığın maddelerin hepsi, Türkiye’deki tüm şehirler için geçerli. İlk maddedeki özneyi değiştir,Adana yerine hangi şehri koyarsan koy ve diğer tüm maddeleri aynen sırala, binlerce beğeni alırsın..” Demir Çulhacı

İçinde bir çok ülkede bile bulunmayan koskoca bir göl, bir nehir ve bir sürü kanalın var ancak dönüp bakmıyorsun bile.” Ozan Topal

“Türkiye’de, büyüklüğüne göre en çok toplu taşıması olan bir yerdir Adana, istediğin yerden istediğin yere gidecek bir otobüs, munibüs bulabilirsin…Tabi ki sakatlanma tehlikesi ile.. Araca binerken gözünün içine baka baka gaza basan şoförlerin memleketidir burası..” İlknur Kırbaş

“Türkiye’de beyzbol sopası satışında Adana 1. sıradadır.” İlknur Kırbaş

“Adana başta olmak üzere özellikle Çukurova bölgesinde ileri doğru değişime-dönüşüme yeniliğe kapalı bir toplum olduk İlknur.Dediğin gibi dışarda yaşamış,belirli bakış açıları kazanmış ve doğduğu büyüdüğü topraklara geri dönmüş herkese çelme takmakta yarışıyor insanlar.Ve yaşam biçimi,davranış modelleri hergeçen gün emevi yaşam biçimine dönüşüyor.Yanılş anlaşılmasın emevi derken sadece dış görüntüden bahsetmiyorum davranış modelleri ve yaşam kültüründen bahsediyorum.” Esra Bicik

Sevgili İlknur, anladığım kadarıyla fena halde dolmuş taşmışsın..Ben sana yazdıkların yanlış demiyorum ama duygu seliyle biraz abarttığını düşünüyorum, mesela her şehrin bir podyum caddesi vardır mesela zarif değilsin,çok makyaj yapıyorsun, çok yiyorsun kişisel yorumdur cevabı da kime göre, neye göre ve zaten kime ne..Büyük köy kompleksi nedir bilmiyorum ama Adana’ya köysün sen köy demek için hiç köy görmemiş olmak lazım.Adana mükemmel mi? Hayır..Gelişmesi için çalışmalı mıyız? Evet..Bunun için tüm Adanalıları rencide edebilecek subjektif yorumlar gerekli midir? Bence hayır..İyi niyetinden elbette hiç şüphem yok ama şehrini çok seven bir Adanalı olarak yorumlarını amacını aşacak kadar sert buldum, cevap vermem bu yüzden..Sevgiyle”  Şeyda Çevikelli

Ben de aslında tüm bu duygularla Adana’da kalmak istedim, Adana’da mücadelemi vermek istedim, çok zorluklar çektim, zor günler geçirdim, ama bir şekilde aşabildim, mücadele her zaman devam o ayrı, ben Adana’nın, Adanalı’nın iyiliğine, güzelliğine, derinliğine, farkına yanık birisiyim, bu şehirde sevgiyle yaşıyorum, çocuklarım öncelikli olmak üzere çevreme naçizane bu değeri aktarmaya, yansıtmaya ve bu değerin devamı için kendim başta olmak üzere çevremle birlikte çaba göstermeye çalışıyorum. Bu anlamda da yazdım ilk kitabımı ve 2.sini, 2.side kısmetse yolda 1 aya sanıyorum kitapçılarda olur. Konusu sevgi ve çokça Adana hikayesi var içerisinde. Bence herkes kendi yetilerince, becerilerince memleketine, yaşadığı şehre, çevresine faydalı olabilir, katkısı olabilir ve sonucunda da nimetlerinden kendisi de faydalanabilir. Güzel bir gündem konusu oldu İlknur Ablacığım, teşekkür ediyorum kendi adıma. Sadece biraz daha sevgi ile, biraz daha pozitif yaklaşabilirsek hep birlikte, bizim gibiler var, dönüşleri bende gözlemliyorum, her şey daha da iyi olacaktır, en azından bizler elimizden geleni yapmalıyız diye düşünüyorum naçizane. Tekrar teşekkür ediyorum, bir Adana fanatiği olarak, kah gülerek kah canım acıyarak okusamda bazı maddeleri, ümidim hiç dinmez Adana ve Adanalı ile ilgili. Herkese çok çok sevgiler” Dilara Koç

“Tahammulsuz ve sabirsizsin. Trafikte cok kotusun, araba kullanmayi bilmiyorsun. Sari isigin yanmasiyla kornaya asilmayi usta soforluk saniyorsun. Adana’ya dondugumden beri ayni seyi seyi dusunuyorum, bir sure sonra normallestirdigim seyler oldu tabii fakat her Adanali, 1 yilligina Istanbul’da calismak suretiyle yasamali. Oradaki insanlarin dayanikliligini, sabrini, istikrarini gorup,ogrenmeli. Istanbul insani cok dayanikli.” Alev Coşkun İnanır

Bunca değer yetiştirmiştir Adana ve özünde vatanını seven, ülkenin her karış toprağını kıymet bilip, ayrıcalıklı dokunuşlarıyla bunu yürekten hisseden yüzlerce insan yetişmiştir bereketli topraklarda. Bunun altında yatan esas duygu, yaşadığı yeri çok sevmektir. Ne güzel işler yapmış, kendi alanlarında başarılı dokunuşlarda bulunmuş arkadaşların arasında benim de ismimi anman, mutluluk verici. Dilerim yaptığımız ve daha yapacağımız her kıvılcımda bir farkındalık yaratırız. Neye ulaşmıştık seninle yaptığımız sohbetlerde: “Özgür yazmak cesaret ister.” Özgür düşünmek de cesaret ve ayrıcalık ister. İşte bence sen de özgür düşünüp, özgür yazıp ve altında yatan değerlerimizi, sevgimizi, iyileştirme çabalarımızı yitirmemeliyiz mesajını bu denli esaslı veren bu paylaşımınla ne kadar ayrıcalıklı olduğunu göstermiş güzel insanlardan birisin. Esasında da son derece kuvvetlisin. Olumlu ve pozitif verilebilecek bir mesajın altını negatif unsurlarla doldurup, hepimizin dikkatini çeken ve günün birinde şikayetçi olduğumuz bu durumları böylesine etkib bir dille vermek her babayiğidin harcı da değildir. Ve yine ulaştığımız çözüm şuydu: “Kadın eli önemlidir, anne eli etkilidir.” İşte başalayacağımız nokta bu. Etkin, ayrıcalıklı, farkındalığı yüksek, güvenilir, şehrini seven, değerlerini korumaya özen gösteren insanların bunu çok iyi yapacağına inanıyorum. Başlayalım artık ya da kaybettiklerimizi yerine koymaya çabalayalım, onarmaya, yenilemeye, olanı korumaya, sahip çıkmaya. Ne güzel insanlarsınız. Ne güzel insanlarsınız ki hepiniz bu yürekliliği ve bu sevdayı taa içinizde hissediyorsunuz. Varolun hepiniz de.” Zeynep Kural

Köy derken, köy kötü bir şey mi ki? Bende Adana’nın köylüsüyüm. Gayet görgü usul adap bilirim, bildiğime inanıyorum. İstanbul da da ya da dadece Türkiye de de değil, dünyanın birçok şehrindede kabalık, görgüsüzlük, eğitimsizlik (öğretim değil eğitimden bahsediyorum) görmüyor muyuz? Benim fikrim, tüm dünyada bi medeniyetsizlik, kabalık, hoyratlaşma var. Bu açıdan, en azından kendi şehrimizde, herkes imkanı ve becerisiyle, zengin Adana ya yatırım yapsa istihdam sağlasa, imkanı olan birkaç çocuk okutsbilse, bu kadar binalaşmaya büyükler mi diyim:) politikacılar mı diyim gücü olan doğru yapılmasını sağlayabilse, kitap okumayı yaygınlaştırsak, üreten hemşehrilerimizi bilsek, görsek, desteklesek reklamımızı yapsak, sadece kendi cebimizi, çıkarımızı değil birbirimizinde cebini, çıkarını destekleyince kar edeceğimizi bilsek, kıskanacağımıza memnun olsak iyi yapılan işlerden daha da çok kalkınırız ve bizim gibiler çoğalır, az biraz nefes alırız diye naçizane düşnüyorum.bu laf uzar, daha fazla uzatmayim:)” Dilara Koç

 İlknur Kırbaş güzel kadın…seni,fikirlerini,duyarlılığını seviyorum…yıllardır uzağım memleketimden çok severim memleketimi,sıcaklığını ve hep çok daha güzel çok daha gelişmiş olsun isterim…hani sanki şey gibi,hani çok süsü takısı olan güzel mi güzel doğurgan mı doğurgan bir kadın da ne zaman neyi nereye süreceğini nasıl daha estetik görüneceğini beceremeyen bir kadın gibi…o muhteşem gerdanlık gibi duran Seyhan nehri bile yeter koy 3-5 GONDOL al sana Venedik...” Fatma Gözde

Birçoğuna katılmakla beraber, bireysel ve yönetimsel zaafların birbirine karıştırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Maddelerin çoğu Adana’lının değil, Adana’daki bürokrat, siyasetçi, yönetici ve hatta birçok STKnın kabahatidir. Adana çok uzun yıllardır iktidarlar tarafından es geçilmiş, sanayisi, tarımı, ekonomisi bitirilmiş, üzerine sürekli siyasi oyunlar oynanmış bir kenttir. Bu aymazın sorumlusu tek başına Adana’lı değildir. Birçok insanın dikkatini Adana’ya çekebildiğin için tamamına katılmasam da tebrik ediyorum İlknur. Ben Adana’yı da Adana’lıyı da seviyorum.” İlhan Cengizler

“Özel mülk sahiplerinin elindeki toprak tekeli ile beslenen;yalnızca bir aileye ait ;sermayenin dar sınırlarında ;herşeye rağmen onyıllar boyunca ;varlık mücadelesini sürdüren kuşatılmış güzel şehrimin ,hiç pes etmeyen girişimci cesur iş insanlarının ve diğer tüm değerlerinin yolu açık olsun.Her şey daha güzel olacak.” Nihal Yıldırgan Sınmaz

 

2 Comments

Filed under YAZILARIM

2 responses to “Ey Adana !

  1. beynimde 3 4 cümle cümlede bir vurgu amaçlı kabarmalar yarattı… tükürüyorum, altın KOZA, sun sineması, organize sanayi, hanımefendiler, memleket… ve yıkıldılar…

    facebook’ta paylaşırken düştüğüm yorumu da iliştireyim:
    ” maddelerinden ziyade notu ve yorumlarıyla değerlendirilmesi gereken bir yazı. doğruluklarını sorgulasak da ne yazık ki yazılanlar yanlıştır diyemiyoruz. yazamayacağım yorumlar da var. en azından şimdi değil, af buyrun. ”

    – 13urakD

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s