Öykülere daha çok var.

Yeni bir yaş almaya yakın insan ister istemez hayat ile ilgili bir çok şey düşünüyor.

O yıllar boşuna geçmemiş, karşına çıkan her insan, yaşanan her olay, inanılmaz talihsiz ve kötü olsa dahi geriye bir dolu anı bırakmış, yeni şanslar getirmiş, yeni kapılar açmış.

yuzlerYıllar önce biri gelip bana hayatın değişecek, artık o nefret ettiğin Adana’ya geri döneceksin, orada çok mutlu olacaksın, harika bir hayatın olacak deseydi asla inanmazdım. Onca yası da boşuna tutmazdım..

O kadar nefret ediyordum ki, birileri bu nefretimi kullanmış, bana ceza olsun, eziyet olsun diye Adana’ya geri dönmem için elinden geleni ardına koymamış. Sonradan öğrendim, bilenler utana sıkıla anlattılar neler olup bittiğini. İlk duyduğumda çok zoruma gitmişti. Aradan yıllar geçtikçe “aman ne iyi yapmış, iyi ki de yapmış” diye düşünmeye başladım..

Kimse kimseye bir şey yapamaz der annem. Hiç kimse bir başkasına kötülük etmeyi beceremez, yaparsa bunu kişinin kendisi yapabilir ancak..

Çok doğru.

Geçmişe takılı kalarak kendine kötülük yapmak..

Olayların arkasındaki gerçeği göremeyerek kendine kötülük yapmak..

Yalan söylemek.

Böbürlenmek.

Saygısızca davranmak.

Başkalarını kullanmaya kalkmak..

Başkalarının varlığına tahammül edememek.

Bencil olmak.

Kendinden başka kimseyi beğenmemek..

Bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüklerden mesela.

Sevgi kelebeği olmadığımı ara sıra söyler, ima ederim. Bunu bizzat yaparım. Evet değilim, ben sevgi kelebeği değilim ama birilerinden nefret etmemek için kendini tutmaya çalışan, kendine sürekli dur diyen biriyim.. Kötü duyguları beslemekten kaçan biriyim..

Kavga istemiyorum hayatımda mesela.

Dediğinin tam tersini söyleyen ve yapan garibanlara neler yaptıklarını, nasıl bir insan olduklarını bağıra bağra yüzlerine haykırmak istiyorum.

Görgüsüz, paragöz, hiçbir özelliği olmadığı halde kendisini diğerlerinden üstün görenlere, “o kadar uğraşma, komik oluyorsun, etrafında çok sevilen bir insan değilsin, hatta nefret edilliyorsun, kaba ve çıkarcısın, gereksiz şeylerle vakit geçiriyorsun ve sen gerçekten kötü birisin” demek istiyorum..

Sonra vazgeçiyorum..

En ufak fırsatta nasıl kullanabilirim, ondan ne fayda sağlayabilirim diyerek, gözleri fıldır fıldır dolaşıp, başkalarının mutluluğundan ileri derecede rahatsız olan ikiyüzlü bir arkadaşım daha var mesela. Belki bu yazıyı okuyordur, şuanda kendisinden bahsdedildiğini anlamıyordur bile, ama öyle olduğunu ona da söylemek isterdim gerçekten.

Tüm bunları yapmamamın çok önemli sebepleri var, kavga etmekten hoşlanmıyorum, sırf kavga etmeyeyim diye çoğu zaman edilen lafları sindirmeyi tercih ettiğim durumlar bile oluyor.

Laf etmek yerine, iletişimi kesip, arayıp sormamak tercih ettiğim bir yöntem.. Arayıp sormuyorsam, vakit bulumadığım için değil uzak durmak istediğimdendir. Bazılarıyla bir daha hiç karşılaşmamak için yolumu değiştiriyorum haberleri yok..

 İlknur Kırbaş,

10.02.2014

 Not : Soru işaretleriyle bırakılan, okuduğunuzda ilk anda bir şey ifade etmeyen sözcükler aslında çok anlamlıdır ve altında koskoca bir hayatı gizler, uzun uzun anlatmak ve açıklamak gerekir. Çoğunlukla ilk anda ne anlıyorsanız odur içeriği.. Tüm bunları ileriki zamanlara daha uzun yazılara özellikle de öykülere saklıyorum .

Leave a comment

Filed under YAZILARIM

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s