Bol tesadüflü, hayret edilesi 2011 ve Çok Yönlü Blog Ödülleri

Yemin ediyorum ki;

Gerçekten yemin ediyorum ki; 2011 senesi ikinci kez yaşayanacak diye ödüm kopuyor, hani olur mu olur, bakarsınız zaman durur, biri alır o saati, 365 gün geriye sarar.. Aman ha, önce herkes söz versin, kendisi için iyi geçen 2011’i lütfen bir daha çağırmasın…. Gözünüzü seveyim, 2011’i daha kötü geçirenler olmuştur belki, onları da bir düşünüp hal hatır kıymet bilmek lazım gelir..

2011 yılına girerken bir yazı yazmıştım, harbi itiraflar doluydu o yazı, bir o kadar da verilmiş sözlerim vardı.. En önemli sözlerimden biri kitap yazmak konusundaydı.. Bu konuda kendimi affedebilirim, kitap yazmadım ama kıymet bilip, yazılarımı bir blogda topladım ve yazdıkça da ekledim, hiçbir düşüncemi kendime saklamadım. Yazmak beni rahatlattı, paylaşmak da özgürleştirdi.. Okuyanların olumlu geri bildirimleri beni çoğunlukla hayretler içerisinde bıraktı. Oyasaki; ben kendimce içimi döküp aslen zırlayıp duruyordum.

Maalesef en güzel, en vurucu cümleler ağlak anlarımda çıkıyor, hele ki krize girmişsem ne yazdığımı, ne dediğimi hatırlamıyorum, altına imzamı atmasam kendime ait olduklarından asla emin olamam. O cümlelerin şiirselliği, ve dokunaklığı bir sonraki okumada evet beni yine sarsıyor, sızlatıyor, zırlatıyor, bu tekrarları yaşamak çok da zor geliyor, titreşimleri o kadar kuvvetli oluyor ki, yazdığım andaki karmaşıklığa anında geri dönüyor, tekrar kendimi toparlama sürecine girmek zorunda kalıyorum.

Tüm bu ağlak hallerimin dışında, isyan halinde ve tepemin bir hayli attığı anlar da oluyor, evet yine duygusal, yine tepkili, yine derinlere dalmış oluyorum..Tepkisiz kalamıyorum ve yazıyorum..

Ha, kafalar karışmasın diye eklememem lazım, herhangi bir konuda fırsat bulduğum ve bir hayli biriktiğim, dolduğum anlarımda yine yazasım geliyor. Az bir dur be kadın, yok, o da vardı, bu da vardı..Ha şunu da demem lazımmış, aman burası eksik olmuş, bak gördün mü neleri atlamışsın yine…. Alıyor başını gidiyor, bitmek bilmiyor.

Neyse; bu yazıda aslında yazılması gereken 3 konu var;

1. Dumur motorları MİM’im
2. Çok Yönlü Blog Ödülleri..
3. Kendimle ilgili belki de sonu gelmeyecek itiraflar

Birinci konuyla ilgili olarak “Dumur” diyemem, ki  Bir Yazarsam  Blog Yazarı Sayın Kamil Cengiz Bey’den söz almıştım, başka bir konu var onu paylaşayım demiştim..

Şimdi onu anlatacağım;

Bölüm I – Birinci Söz’üm ( Yani MİM’im);

Referandum’un ertesinde 13 Eylül sabahı beklemediğim bir sonuçla karşı karşıya kaldım, bir şeyler yazmam gerekti, bunu tetikleyen ise, çok büyük bir caddenin ortasında yaklaşık on tane genç erkek insanın (aslında çocuklardı), yoldan geçen genç kızlara, genç kız çocuklarına laf atıp, onları küçük düşürmeleri, taciz etmeleriydi.. İleride bu çocuklar bu toplumda birer rol alacaklardı, kız çocuklarına baskı yapmaya çoktan başlamışlardı bile, o gün sokaktaydılar, gelecek günlerde ise evde eşlerinin, kızkardeşlerinin, kızlarını, belki analarının yanında da aynı şeyi yapacaklardı..??? Buna çok takıldım… Değişim nerede, nasıl başlamıştı, bir kısmı kişisel gözlemlerime dayanan, büyük çoğunluğu ise okuduklarımdan algıladıklarıma, anlayabildiklerimi kapsayan “Ben Kim Oluyorum?” başlıklı yazımı karaladım..

Fransız ihtilalinden günümüze doğru yakınlaşmaya çalışmıştım kendimce…. Dedim ya, bir kısmını zaten yaşamıştım, yazı sırasında anılar canlandı, canlandı, caddelerde yaylım ateşine tutularak öldürülen gençlerin gazete haberleri, yaşadığım kabuslar aklıma geldi.. Hele bir tanesi vardı ki, her sabah okuluna giderken hayranlıkla seyrettiğim, güzelliği ile beni büyüleyen, hep yerinde olmak istediğim Gülay Başova..Öldüğüne inanamamıştım, ve gazetelerden defalarca okuduğum haberlerde benim hayran olduğum gencecik kadının öldüğünden bahsediliyordu… Yazı bittikten sonra, bir süre onunla ilgili konuları daha detaylı hatırlamaya çalıştım, hatta bir ara adını doğru hatırlayıp hatırlayamadığımdan bile emin olamadım.. Ta ki “Gülay Başova” benimle irtibat kurana kadar.

Aylar sonra bir mesaj geldi;

“İlknur Hanım merhaba;
Ben ODTÜ Endüstri Mühendisliği 1. sınıf öğrencisiyim. İzmir’liyim.
Böyle yazılara kendilerini tanıtarak başlar insanlar biliyorum, isim ve soyisimle. Ben Gülay Başova. Tesadüfi bir araştırma sonucu sizin yazılarınızda bulduğum o ismin, Gülay Başova’nın yeğeniyim.
Yazınızda bizden bir parçayı görmek beni ve ailemi çok duygulandırdı, sizinle paylaşmak istedim. Hatta sizi rahatsız etmeyecekse daha fazla şey bilmek isterim ben, belki bana halamı anlatmanız şansını elde edebilirim. Mail adresinizi bulamadığım için size buradan ulaşmayı deniyorum, lütfen mazur görünüz.
Sevgi ve saygılar.
Gülay Başova

Şoktaydım.

Oturduğum yerden kendimi birden geriye doğru attım, neye uğradığımı anlayamadım. Ne diyeceğimi, nasıl cevap vereceğimi, hiç bir şeyi bilemedim. Nasıl olurdu böyle bir şey, ben yıllar önce ilkokuldayken yaşadığım bir olayla ve kişi ile ilgili olarak doğru kişilere nasıl bu kadar kolay ulaşabilmiştim..?? Bu çok enteresandı..Bu olağandışı bir durumdu.. Bu şokum yaklaşık bir gün boyunca devam etti. Konuyu normalleştiremiyordum, çünkü normal değildi… Yazıyı yazdıktan sonra “acaba isimi doğru mu hatırlıyorum?” diye düşünürken, Gülay Başova’dan mesaj almak, yani Gülay Başova’nın yeğeni Gülay Başova’dan haber almak, inanılmaz, tekrarı belki de gerçekleşmeyecek mucizelerden biri oldu benim için..

Baba ve kızını mutlu etmiştim onlara sesimi duyurmuştum.. Bir çığlık atmıştım aslında, evet gerçekten bir çığlık atmıştım, ve o çığlık ulaşması gereken yere anında gitmişti.. Bundan daha önemli ne olabilirdi ki..?? Gülay’a mesajlar attım, telefon numaramı verdim.. İzmir’de oturdukları için Adana’ya geldiklerinde beni arayabileceklerini söyledim.. Bağlantıyı kurmuştuk artık :))

İlknur Kırbaş,
19.12.2011

İkinci ve üçüncü sözlerime yarın kaldığım yerden devam edeceğim..
(Çok Yönlü Blog Ödülleri, ve akıllara zarar itiraflar)

4 Comments

Filed under YAZILARIM

4 responses to “Bol tesadüflü, hayret edilesi 2011 ve Çok Yönlü Blog Ödülleri

  1. Gerçekten inanılmaz bir durum. Okurken ben bile şaşırdım.
    en vurucu cümlelerin duygusal anlarda çıktığı hususunda da sizi o kadar iyi anlıyorum ki. Çünkü aynı şeyleri ben kendi yazılarımda da hissediyorum.
    Çok teşekkürler bu yazıyı bizimle paylaştığınız ve beni kırmadığınız için değerli kardeşim. Cevap biraz geç oldu. Kusura bakmayın bir hafta kadardır Ankara’daydım. Henüz döndüm. ancak fırsatım oldu.
    Tekrar teşekkürlerimle…

    • Kamil Bey, asıl ben teşekkür ederim.. Gecikme için de tekrar özür dilerim. Sağlığım ve zamanım izin verdiği kadar bir şeyler karalamaya gayret ediyorum.. Aslında dışarıdan okuyan için çok karmaşık bir yazı olduğunun farkındayım.. Üzerinde çok fazla değişiklikler yapmam, ilave açıklamalar getirmem gereken konular var.. Kopukluklar olmuş, kafamda da toparlamaya çalışıyorum bir taraftan, birbirinden farklı konuları aynı yerde biraraya getirmek bir hayli zor gerçekten…
      En güzel günlerin sizinle olması dileği ile..
      Saygı ve Sevgilerimle..

  2. Çok güzel olaylarmış, sonraki karşılaşma yani….Ve ilginç tabii ki..(Önceki yorumum gitmemiş olabilir, bağlantı kopmuştu son anda:))

    • Teşekkür ederim.. Sağlık sorunlarım ve işim nedeniyle tam kafamda toparladığımı yansıtamadığım bir yazı bu maalesef.. Daha 2 bölüm var yazılması gereken.. Blog ödülleri (MİM’im de var daha) :)) Tekrar teşekkür ederim..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s